/ #zihinsel #stoik 

Stoik Felsefe - Odakta Seçicilik

Bu felsefenin çıkış noktası antik zamanlardır. En orijinal uygulayıcılarından biri ise Marcus Aurelius’tur (m.s. 121- m.s. 180).

Bu felsefeyi ortaya çıkaran temel görüş, sadece kontrol edilebilecek şeylere odaklanmak ve diğerlerini olduğu gibi kabul etmektir. Örneğin fiziksel bir özellik hoşa gitmiyorsa ve değişmesi için yapılabilecek bir şey yoksa, o özellik olduğu gibi kabul edilmelidir. Örneğin boyunun kısa olması durumunda hiçbir şekilde bu kusuru büyük ölçüde yok edemezsin. Trapezleri büyütmek, postürü düzeltmek gibi çözüm yolları izlenebilir fakat yine de büyük ölçülerde farklar yaratmayacaklardır. Elden gelen tek şey trapezleri büyütmek ve postürü düzeltmekse onların yapılmasında bu felsefe açısından bir sakınca yoktur. Fakat bunlar yapıldıktan sonra kalan kısım, olduğu gibi kabul edilmelidir. Çünkü elden gelen her şey yapılmıştır. Eğer bu örnekten farklı olarak elden hiçbir şey gelmiyorsa da direkt olduğu gibi kabul edilmelidir. Yaşlanmayı durduramazsın, geçmişi değiştiremezsin. Bu gibi durumlarda kontrolünde olan tek şey ilerisidir ve geçmişte yaşamak yerine geleceğe odaklanmak en mantıklısı ve bu felsefeye de en uygunudur. Geçmiş ve gelecek örneği aslında bu düşünce sistemini yeterince özetliyor, fakat daha saydam bir kavrayış sağlamakta fayda var.

Varsayalım ki bir ortamda rezil oldun. Rezil olunan anı değiştirmek için hiçbir şey yapamazsın, elinde değildir. Fakat bundan sonrası elindedir. Sürekli o anı düşünüp üzülmektense ilerisi için yapılabilecekler düşünülmelidir. Nerede hata yaptığını bulup, benzeri bir durumda bulunduğun bir sonraki sefer aynı hataları yapmamaya odaklanmalısın.

Geçmişin sana tek etkisi, onun sana kazandırdığı tecrübeler olmalıdır. Öğrenebileceğini öğrenip o defteri kapatmalısın, aksi halde sana sadece zarar verir.

Anın sonrasında yapabileceklerin olduğu gibi, anın içinde de yapabileceğin şeyler vardır. Eğer zor bir durumda isen, örneğin sözlü saldırıya uğruyorsan, duruşunu bozmamalısın ki düşüncelerin dışarıdan etkilenmesin. Verdiğin tepkiler senin kontrolünde değilse, bu kontrol başkalarına aittir. Her ne söylenirse söylensin, söylenenler kabuğunu delip zihnine ulaşmamalıdır. Bu gibi durumlarda içinde dönen şeylere odaklanıp, o anın etkisinden çıkmalısın, ki hangi yöne gideceğini (ne tepki vereceğini) kendin belirleyebilesin. Çünkü kimin ne söyleyeceği elinde değildir, kontrolün dışındadır. Önemli olan senin tepkindir. Yapman gereken şey, metanetli, sakin ve mantıklı ruh hâlini korumaktır.

Her durumda sadece yapabileceklerine odaklanmanın getireceği güç budur. Gereksiz eylemlere (örn. öfke) zaman ve enerji harcamayıp sadece durumu çözebilecek, daha iyi hâle getirebilecek şeylere odaklanmış olursun.

“Zihnin üzerinde güç sahibisin -dış etkenler üzerinde değil. Bunu farkedersen gücü bulacaksın.” -Marcus Aurelius

marcus-aurelius-quote (photo: @dailystoic)

“Kışın ortasında, içimde yenilmez bir yaz buldum.” -Albert Camus

albert-camus-quote (photo: @theinvincibleway)

Görüldüğü üzere, bu felsefe bize odağımızı değiştirerek gereksiz düşüncelerden arınmayı, zaman kaybını önlemeyi ve sadece gelişime odaklanmayı öneriyor. Karşılığında vermeniz gereken en önemli şey zihniniz üzerinde kontrolü ele geçirmenizdir. Olay, kontrolünüzde olanlardan maksimum faydayı görmek ve kontrolünüzde olmayanları o şekil bırakmaksa, en önemli parçanız olan zihniniz üzerindeki kontrolünüzü arttırmak da bu düşünce sisteminin size kazandıracaklarını maksimuma yaklaştırmanız demektir.

Kontrol dışı, istemsiz olarak verilen tepkiler vardır. Bu gibi durumlarda yapabileceğiniz en kötü şey, verilen tepkiyi sebeplendirmekten kaçarak, “benim suçum yok, elimden bir şey gelmezdi” demek olacaktır. Evet doğru, bazı olaylarda elinizden gerçekten bir şey gelmez ve de bu sistemin yapmanızı istediği şeyi yapmak, o şekil bırakmak en doğrusu olacaktır. Ama diyelim birisine (belki de bir arkadaşınıza) kötü davrandınız ya da o kişiyi terslediniz. Bu durumda kendinize “bazen modum değişiyor, kafam atıyor, ondan böyle oldu” demeniz sebeplendirme konseptine uzak olduğunuzu ya da bunun için uğraşmadığınızı gösterir. Eğer sebeplendirecek olsaydınız, konu üzerine düşünüp bir sebep bulabilirdiniz (büyük ihtimalle de bulacaksınız).

“Bütün eylemleri sorgulamayı öğren, “Bunu neden yapıyorlar?” Kendi eylemlerinden başla.” -Marcus Aurelius

marcus-aurelius-quote

“Rastgele hareketleri bırak. Hiçbir hareketin altta yatan prensiplerden bağımsız gerçekleşmemeli.” -Marcus Aurelius

marcus-aurelius-quote (photo: @stoicgorilla)

“Hareketlerinin sebeplerini bilmeden, iyi mi yoksa kötü mü davrandıklarını nasıl bilebilirsin?” - Epictetus

epictetus-quote

“İçini dışına çevir, nasıl bir şey olduğuna, ihtiyarladığında, hastalandığında, şehvete düştüğünde nasıl bir şey olduğuna bak.” -Marcus Aurelius

İrrasyonel (sebebi/temeli olmayan/görünmeyen) bir davranışta bulunduktan sonra bu davranışınızın sebebini bulursanız, diğer sefere bu sebebi bildiğiniz için o hareketi yapmak size muhtemelen çok da haklı görünmeyecektir. Başka bir zaman aynı davranışta bulunacak olduğunuzda bu aklınıza gelecek ve kendinizi bir nebze daha güçlü frenleyebileceksiniz. Evet, bu gerçekleştiğinde de zihniniz üzerindeki kontrolünüz artmış olacak. Bu düşünce sisteminin de en sevdiği şey budur. Temel amaç sadece kontrol dahilinde olan olaylarla ilgilenmekse kontrol dahilindeki olayların sayısını arttırmak da sizi kesinlikle daha iyi/mutlu bir insan yapacaktır.

“Aklınızda bulunsun: bir şeylere ne kadar kontrolümüz dışında değer verirsek, o kadar az kontrole sahip oluruz.” -Epictetus

epictetus-quote

İnsan doğası hakkında bilgi sahibi olmak davranışlarınızı sebeplendirmeye, davranışlarınızı sebeplendirmek de o davranışın mantıklı ya da haklı olup olmadığını görmenize yardımcı olur. Fakat bunu gördükten sonra mantıklı olanı yapmak için zihniniz üzerinde belirli bir seviyede kontrol sahibi olmalısınız, çünkü içgüdüleriniz kolay olanı yapmak isteyecektir.

En basitinden, sinirliyken bunu başkalarına yansıtmamak her insanın yapabileceği bir şey değildir ve bunun belirleyicilerinden birisi de kişinin içgüdülerini ne kadar kontrol edebildiğidir. Zihniniz üzerinde kontrol edinmenizi sağlayacak en etkili şey ise (geliştirilebilir her özellikte olduğu gibi) sürekli bunun pratiğini yapmaktır. Yani hayatınıza zihin kontrolü gerektiren aktiviteler sokmalısınız. Kötü bir alışkanlığı bırakmak, spora başlamak, yeni bir hobi edinmek, bir hedef koyup o hedefe ulaşmaya çalışmak gibi. Bunların hepsi zihin kontrolü ister ve ayarında yapılırsa zihniniz üzerindeki kontrolünüzü de arttırır. Ayarında yapmaktan kasıt, günde 1 paket sigara içen birisi iseniz sigarayı birden bırakmaya çalışmaktansa, azaltarak 0’a indirmeye çalışmanızdır. Ya da yukarıda verdiğim örneklerin hepsini aynı anda yapmamaktır. Spora başlanıyorsa, aynı zamanda yeni bir hobi de edinmek, bazı insanlar için zor olabilir ve ayarı kaçırmak anlamına gelebilir. Ayarında giderek bu tarz aktiviteleri arttırırsanız, zihniniz üzerindeki kontrolünüz de artacaktır.

“Zihninizi rahatsızlığa sürükleyerek onu güçlendirin” -Robert Greene

Zihin kontrolünden çok bahsettik, peki neden bu kadar önemli? Bu felsefeyi bilen kişi sayısı az değil, fakat pratiğe geçirme kısmında çoğu insan başarılı olamıyor. Konseptleri anlamadıklarından değil, hatta kitabı (Kendime Düşünceler – Marcus Aurelius) okuyup anladığı hâlde pratiğe dökemeyenler var.

“Kontrol edebildiklerinin ustası ol, kontrolün dışı olanları o şekil kabul et.” dedik, dediler. Sizce bunu okumak kaç insanın bu düşünce sistemini hayatına uygulaması için yeterli olur? Evet, çok da fazla değil. Bunun sebebi ise bunun için gerekli birtakım şeyler olmasıdır. Kontrol edilemeyecek bazı şeyleri kabullenmek kolay olabilir, fakat bunun kolaylığı durumlara göre değişir. Belki sınav sonucunu değiştiremeyecek oluşunu kabullenip, önündeki sınavlara hazırlanmak yapılabilir, kolay bir şey. Fakat daha ekstrem örnekler verecek olursak, sevilen birini kaybetmek gibi, bunun hayali bile çoğu insan için çok zor olacaktır.

İşte bizim, küçük küçük pratiklerle geliştirmenizi istediğimiz zihin kontrolü, bu gibi durumlarda işe yarayacaktır. Size, “kontrol sahibi olmadığınız” olayları kabullenmekte güç verecektir. Stoacılık için gerekli en önemli temellerden birisi budur. Temeli koymalıyız ki, bir bütün olarak sağlam olabilelim. Başarılı bir sporcu olmak istediğimizde tek bir yenilgiden sonra depresyona girmeyelim, her şey güzel giderken elimizde olmayan bir şey tarafından soyut ya da somut anlamda dibe vurmayalım. Stoacılığın sizi hazırlayacağı durumlar bunlardır. Aynı zamanda bizim bu platformda uyguladığımız ve tavsiye edeceğimiz nice şeylerin de temelidir.

“Bir insanın elinden her şeyi alınabilir, bir şey dışında: insan özgürlüklerinin en temeli olan -koşullar ne olursa olsun kişinin kendi tutumunu seçebilme özgürlüğü.” -Viktor Frankl

victor-frankl-quote

Zihin üzerinde kontrol geliştirmek için spora başlamayı örnek olarak verdik, fakat örnek olarak kalmamalı. Neden bu kadar önemli olduğu ile ilgili gerekli bilgiyi “neden antrenman yapmalı?” yazımızda verdik ve okumanızı şiddetle tavsiye ediyoruz.