/ #zihinsel #okumak 

Sandalı Kurtarmak

Hayat tamamlanması gereken bir yapbozdur. Yapbozun parçaları ise insanın elindedir. Parçalar bir araya getirilmeden hayat sonlanır ise bu sadece ömür tüketmek ya da ömrü geçirmek olur. Bizlere düşen görev ise parçaları tamamlamak yani yaşamaktır.

Yaşamak nasıl olur? Elbette bunun üzerine yazılıp çizilmiş birçok yazı, beyan edilmiş birçok düşünce vardır. Aslında son yazılan cümlede parça arayışına başladık gibi.

Dediğim gibi hayatı yaşamak için bu yapbozu tamamlamamız gerek. Parçalar da bildiğimiz üzere elimizde. Peki bu parçalar nedir ve bunları nasıl göreceğiz?

Vurgulamamız ve bulmamız gereken ilk parça düşünmektir. Düşünmek ilk ve önemli parçamız olmasının yanında bir sonraki parçaların nereye oturtulacağı hakkında ipuçları içerir.

Hayatımız boyunca düşünürüz. Bunun daha iyi anlaşılması için bunu bir örneğe indirgeyelim. Düşüncelerimiz bir sandal gibi denizin ortasında savrulmaktadır. Bu sandalla ne yapacağız biz? Sandalı denizin ortasında kaderine mi bırakacağız? Yoksa kürek mi çekmeliyiz? Evet! Sandalda kürek çekmemiz düşüncelerimizi hayata geçirmemiz ve yaşatmamızdır. Kürekleri çekmedikçe yani yaşatmadıkça sandal savrulduğu denizde batacak ve sahibinin de bir hiç uğruna ölmesine sebep olacaktır.

Düşüncelerimizi yaşatmak için çekmek zorunda olduğumuz bu kürekler yazmaktır. Yazacağız, yazacağız ki düşüncelerimiz, fikirlerimiz meydana gelsin ve yaşamına devam etsin. Lakin bir şeyi unutmamamız gerek; yazı yazmak zannedildiği kadar basit bir iş değildir. Önce tecrübe gerek sonra emek. Kürek çekmek yani yazı yazmak için ihtiyacımız olan bu tecrübeyi nasıl kazanacağız? Şimdiye kadarki parçaları bir birleştirmeye çalışalım. Düşünmek ve yazmak. Aradaki boşluğu fark etmişsinizdir umarım. İşte bu parça okumaktır.

Son parça, insanın hayatının ömür tüketerek geçirmek yerine yaşayarak geçirmesi için ihtiyaç olan son parça; okumak. Çünkü okunacak olan, okunması gereken şeyler düşüncelerin yazıya dökülmüş halidir. Bizler bunları okurken bir nevi hareket etmekte olan sandalları izliyor olacağız. İzleyeceğiz ki ayna nöronlarımızı kullanarak başkalarının tecrübelerini de özümseyelim, nasıl yazıldığı, nasıl kürek çekildiği hakkında fikir edinelim ve sandalımızı götürmemiz gereken yönü iyi bilelim.

Bütün parçaları birleştirdik. Artık sandalımız olduğunu, onu yönlendirmek ve hareket ettirmek için ne yapmamız gerektiğini biliyoruz. Artık kürek çekebiliriz. Belki çektiğimiz küreklerden dolayı sandalımızı görünmeyen kayalıklara vurabiliriz. Lakin bunun pek bir önemi yok. Çünkü ünlü düşünürlerimizden Cemil Meriç’in de dediği gibi;

“Yaşamak yaralanmaktır, yaralanmak da güzel.”