/ #zihinsel #farkındalık 

Güç ve Farkındalık

Sorsanız çoğu kişi çoban köpeği olmayı koyun olmaya yeğler, evet koyundansa çoban köpeği olmak daha mantıklı; fakat bir ayı ile karşılaştırıldığında çoban köpeği yeterli olur mu?

İşte bizim gibi milattan öncesi ile uzay çağı arasında arafta kalmış toplumların en büyük problemlerinden birisi budur: ortalamanın üstünde olmayı, ya da en azından kendini çoğunluktan farklı hissettirecek bir seviyeyi kendine yeterli görmek, ve daha fazla güçlenememek. O anki ortamda güçlü ve güvende hissedilebilir, fakat kendi farklı ortamlarının ortalamasının üstünde olan kişilerle karşılaşıldığında hala aynı seviyede kalmak iyi bir fikir olmayacaktır, ve muhtemelen de artık ‘sahte’ bir şekilde iyi hissettirmeyecektir.

Burada devreye “dış farkındalık” giriyor. Kişinin kendisini, bulunduğu ortama daha uygun ve daha güçlü hale getirmesi için ilk önce ortam hakkında bilgi sahibi olması gerekir. Daha ileri bir güç için ise kendi ortamının da dışını fark etmelidir. Bu seviyeye de ulaştığında daha da dışarısını. Bu süreç bu şekilde devam eder ve kişi sürekli kendinden daha güçlü kişileri, kaldırabileceğinden ağır yükleri görür. Bu da onu güçlü olmaya teşvik eder. Ortalamanın üstünü yeterli sanma ve güçsüzlük durumlarının en yüzeysel sebebi “dış farkındalık” eksikliğidir, bu da çoğunlukla bilgi eksikliği ya da odak sapmasından kaynaklanır.

soren

Kutuplarda donarak ölmemek için ilk önce kutupların soğuk olduğunu fark etmek gerekir, daha sonra bu sorunun çözümünün vücut ısısını yükseltmek olduğu anlaşılır ve daha kalın giyinilir. Fakat kutupların soğuk olduğunu anlayacak duyulara sahip olunmazsa, kişi sorunu bilemez, çözüm üretemez ve bir süre sonra donarak ölür. Bu duyular her insanda bulunur, keza havanın soğuk olduğunu anlayabilmek insan yetenekleri çerçevesinde. Fakat alkol gibi dış etmenlerle bu duyular zayıflatılabilir. Kişi üşüdüğünü fark edemez, önlem alamaz, ve donarak ölür. Bilgi edinme kısmı burada hava durumunu öğrenmektir, odak saptıran etmen ise alkoldür; kişinin, ‘doğru’ bir bilgi olan havanın soğuk olması bilgisine değil de, ‘sahte’ olan, ‘kendini iyi hissetme’ bilgisine odaklanmasına yol açar.

miyamoto

Dış farkındalık eksikliği oluşturan sorunları bildiğimize göre atılması gereken adımları da çıkarabiliriz: limitsiz şekilde bilgi edinmek ve odağımızın sapmasına/saptırılmasına izin vermemek. Dışarısı hakkında istediğimiz kadar bilgi öğrenebiliriz, fakat gerçekten ‘doğru’ olan kısımlarına odaklanmadığımız sürece bu farkındalık seviyesine asla ulaşamayız. Odağı saptırarak çoğunlukla yanlış bilgi/lanse veren etmenlerin neler olduğunu zaten pek ala diğer yazılardan çıkarabilirsiniz. Burada odaklanacağımız kısım odağınızı neden korumanız gerektiği olacaktır.

bruce

İçinde bulunacağımız zorluklar her zaman soğuk hava gibi normal şartlarda farkedilmesi çok kolay olan şeyler olmayacak. Belki odağı saptıran etmenler çok fazla olacak, belki de bilgi eksikliğimizden dolayı ‘doğru’ olan bilgiyi fark edemeyeceğiz. Dış dünyamızı fark edebilmek için gereken bilgiyi yine dışarıdan temin edebiliriz, biraz kitap, biraz internet. Fakat iç dünyamızda kopan fırtınaları fark edebilmek ve bunların sebeplerini/çözümlerini bulabilmek için gereken bilgi dışarıda bulunmaz. Burada suya biraz daha dalarak güçsüzlüğün daha derindeki sebebine iniyoruz: iç farkındalık.

Odağı saptıran etmenleri ‘dış farkındalık’ yardımı ile bulabildiyseniz, sosyal medyanın, bunların kralı olduğunu anlayabilmişsinizdir; anlayamadıysanız da sorun yok, zaten buradaki amacımız size bu yeteneği kazandırmak. Bu kral, hem büyük platformların dışarıdan odak saptırmasına olanak verir, hem de kişiye hızlı onay verdiği için, beyninin kişiye, durum ne olursa olsun, “sorun yok, iyi durumdasın!” sahte mesajını vererek kişinin iç dünyasını görmesini sağlayan iç farkındalığına zarar verir. Bunun sonucunda kişi, içinde dönen olayları fark edemez ve sorunları sorun olarak göremez, çünkü programlanmış beyni sorun olmadığını söylüyor. Aslında kendisine odaklanıp çok daha fazla güçlenmesi gereken kişinin odağı, sosyal medya etkileşimleriyle kirlenirse kendisini başarılı sanar, sahte bir şekilde. Çünkü odağı saptırılmıştır ve kişiliğinde var olan eksiklikleri göremez, akabinde gideremez. Burada yapılması gereken, içe dönmek ve zihinle baş başa kalmaktır; ve bu kral da, manipüle edilerek, gelişime katkı sağlaması için kullanılmalıdır. Sosyal medya bir güçtür, ve gücü kullanmayı bilenler daha da güçlenirler.

platon

İnsanların yaptığı yorumlarla ve yargılarla (dıştan gelen) çok fazla meşgul olmak kendi yargılarımıza (içten gelen) daha az önem vermemize yol açar. Eğer ki iç farkındalıktan bahsediyorsak, içten gelen yargılar daha elzemdir. Tabii ki bunu da çoğunlukla dengeli bir şekilde yürütmek, dönem dönem de birisine daha fazla önem vermek gerekir.

Yıldızlardaki hidrostatik denge durumu bunu bizim için özetliyor, kütle çekim ve basınç kuvvetlerinin dengelenmesi gerekir. Kütle çekim içeriye dönük, basınç ise dışarıya dönük olan kuvvettir ve bu kuvvetler çoğunlukla dengededir, fakat ara sıra bunlardan birisi daha ağır basar ve yıldızın boyutu değişir. Bu dengeden uzaklaşma durumu ortam şartları benzeri sebeplerden dolayı kaçınılmaz olabilir, ya da o anda öyle gerektiği için kendi isteğimiz doğrultusunda bir kuvvetin daha güçlü olmasını sağlayabiliriz. Asıl önemli olan yıldızın eninde sonunda denge durumuna geri dönebilmesidir, eğer çok uzun süre dengesiz durumda kalırsa o yıldız artık bir yıldız olmaz.

Sürekli daha güçlü olunması gereken durumları ve daha güçlü kişileri görmek kişide güçlü olma isteği oluşturur. Fakat bunun sonu var mı? Güce para dersek, bizden daha zengin birisi bulamaz mıyız? Kas gücü dersek, genetiği daha yatkın birisi? Elbette bulabiliriz, çoğunlukla da bulacağız. Tam da burada devreye, iç farkındalık konusunda önemli olan iki diğer kısım, ‘kendini bilmek’ ve ‘sınırlarını bilmek’ giriyor.

Her insanın ‘en güçlü versiyonu’ birbirinden farklı olacaktır. Neye yatkın olduğunu, ve o alanda ulaşabileceğin sınırı bilmek gerekir. Genetik birkaç faktörden dolayı güreşe yatkın değilsen ve bunu bilmiyorsan, güreşte başarısız olmak sende yetersizlik hissi oluşturur ve moralini bozar, kendini bilerek bu gereksiz fırtınadan kaçınabilirsin. Bir diğer senaryoda ise güreşe yatkın olduğunu düşünebilirsin ve bu doğru da olabilir, fakat bir ayı ile güreşemezsin, sınırını biliyorsan ayı gördüğünde kaçarsın.

Dış ve iç farkındalık için gereken şeyler ortaktır, bilgi ve odak. Tabii ki bilginin alt başlığında da bilgiyi doğru biçimde kullanabilmek var. Bilgiyi kullanmayı öğrenmek de bilgiyi sürekli herhangi bir yönde kullanıp sonuçlarını analiz ederek mümkün. Eğer ki amaç güçlenmekse, bilginin kullanım biçimi muhtemelen ‘güçlenme’ yoluna yakın bir yerlerden geçecektir. Dış farkındalık ile alakalı sayısız eser yazılıp çizilebilir, ve bunlar insanların dış farkındalıklarını arttırmasına yardımcı olabilir, çünkü ‘dış’ dediğimiz yer nesneldir, herkes için bir tanedir. Fakat ‘iç’ denilen kısım özneldir, herkeste farklı bir tane mevcuttur; bu yüzden iç farkındalığını arttırmak isteyen bir kişiye verilebilecek tavsiyeler ancak odakla ilgili olabilir. İnsan kendi iç dünyası hakkındaki bilgileri, yine kendi iç dünyasından toplamalıdır (kişiyi çok iyi tanıyan kişiler de bu bilgileri verebilir fakat önemli olan o bilgilerin yine ‘iç’ dünyadaki analizleridir, keza ‘kendini bilmek’ kısmı da ancak bu analizler sayesinde büyük verimde gerçekleşebilir). Bu yüzden güçlenmek için tek yol güçlenmeye ‘odaklanıp’ harekete geçmek ve boğul ya da yüz mantalitesini takip ederek yüzmeyi öğrenmektir.

bruce2

Umuyoruz ki herkesin odağı doğru yere yönelir, herkes bilgiye aç olur, ve herkes dengeyi yakalayarak güçlenir; daha sonra da çevrelerindeki kişileri güçlendirirler, beraberinde toplumumuz ve sonraki nesiller de güçlenir.