/ #zihinsel #öğrenmek 

Bilmek ve Öğrenmek

BİLMEK Mİ, ÖĞRENMEK Mİ?

Bilmek, bilmek seviyesine ulaşmak isteyenler için zararlıdır. Çünkü bilme seviyesine ulaşmak insan için intihar manasına gelebilir. Bu intihar, insanın gelişimini öldüren bir intihardır. Bu yüzden bilmek eylemini icra ederken biliyorum demek insanın kendi önüne koyduğu bir taştır.

Tabii bilmek eyleminin zararlarından önce bilmek eyleminin içeriğini incelememiz gerekir. Bilmek eylemi herkes için aynı şeyi ifade etmez. Kimileri için bilmek bir şeyi tamı tamına öğrenmek iken kimileri için her şeyi öğrenmektir.

Bu yazının amacı, bilmek ve öğrenmek arasındaki farkı incelemek ve ikisinin nerelerde ters düştüğünü gözler önüne sermektir.

İnsan bilmek eylemini gerçekleştiremez ama öğrenmek işlemini gerçekleştirebilir. Biraz açacak olursak, örneklerle ilerleyelim. İnşaat Mühendisliğinde okuyan bir mühendis adayı inşaat hakkındaki şeyleri öğrenebilir ama inşaat hakkında asla her şeyi bilemez, bilmemelidir. Çünkü öğrenmek eylemi ucu bucağı olmayan, insanın doğumundan beridir gerçekleşen bir eylemdir. Lakin bilmek, bu mühendis adayımız için intihar olacaktır. Çünkü “Evet, ben biliyorum.” dediği anda bir şeyleri öğrenme kapasitesi sıfır noktasına inecek ve kendini olduğu noktadan bir adım daha geliştiremeyecektir.

Peki, insanların diğer kültürlere karşı olan önyargılarını, nefretlerini bu mevzuya bağlayabilir miyiz? Bir deneyelim.

Yeni doğan bir çocuk, yaşadığı süre boyunca yaşadığı ülkenin kültürünü öğrenmek mecburiyetindedir. Lakin, bilmek ve öğrenmek eylemlerinin farkı henüz insanların kafasında oturmadığı için, bu çocuk büyük ihtimal kültürünü bilmekle kalacaktır. Çocuğa soru sorulduğunda “Evet, biliyorum.” diyecek ve kendini geliştirme imkanına kendi taş koyacaktır. Bunun tam tersi nedir? Kültürü “bilmek” yerine “öğrenmiş” olsaydı ne olurdu? Çocuğa soru sorulduğunda “Evet, öğrendim” diyecek ve öğrendim dedikten sonra bir “ama” getirecektir. Ve bu “ama” öğrenme eylemini gerçekleştirmiş olan bu çocuğun gelişmeye açık olduğunu ve yeni şeylerin kolayca farkına varacağını gösterir.

uprising

Bu diğer kültürlere açık ve önyargılı olmama mevzusunu sağlama almak için bir insan düşünelim. Ve bu insan bir Metal müzik dinleyicisi. Metal, en parlak çağını İngiltere ve Amerika’da yaşamakta olan bir müzik türüdür. “Ben metal müzik dinliyorum.” dediğiniz anda insanın aklına ilk olarak Amerika’dan yahut İngiltere’den çıkmış gruplar gelir. Lakin Metal Müzik alanında Türk gruplarda vardır hatta ilginç olanı ise Türkçe metal şarkılar da mevcuttur. Lakin yabancı ülke vatandaşları bu olaya garip bakmaktadır. Çünkü kendileri kültürlerini öğrenmemiş, sadece “bilmek” ile yetinmişlerdir ve bu yüzden kafalarında oluşan “Türk Kültürü” imajını geliştirememiş, Türk Kültürü’nün her türlü alana indirgenebileceğini, uygulanabileceğini öğrenememiş ve saf bildiklerini uygulamaya devam etmişlerdir.

Lakin bu durumda hemen “masumuz” düşüncesi aklımıza düşmesin. Yabancılar her ne kadar önyargılı ise biz de o kadar önyargılıyız kültürümüze. Bunun sebebi tabii ki kültürümüzü noksansız bir şekilde “bilmektir”. Müzik alanında örnek vererek devam edelim. Yazıldığı üzere Metal müzik türünde müzik üreten gruplarımız var. Lakin bizler kültürümüze karşı önyargılarımızdan daha doğrusu kültürümüzü bilmemizden dolayı “Metal Müzik” dendiği anda Amerika veya İngiltere çıkışlı grupları gündeme getiririz.

Bilmek ve öğrenmek arasındaki farkları bir nebze belirttikten sonra üzerine düşünmemiz gereken husus “öğrenme”nin bizlere ileri safhada neler kattığıdır. Gelişmek.

improving

“Gelişmek” sıradan bir başlık, isim gibi durabilir lakin “gelişmek” kelimesinin olmadığı yerde mutlak bir şekilde sıkıntı doğar. Ve bu sıkıntı bazen insanların ölümüne, devletlerin yok oluşuna sebep olur. Nasıl öğrenmek düşünmek ile gerçekleşiyorsa gelişmek de öğrenilen üzerine düşünmek ile gerçekleşir. Hatta “gelişim” üzerine bir felsefe dahi vardır. Kaizen Felsefesi. Her gün, bir önceki günden %1 daha iyi olmak. Yani bir şeylerin üstüne her gün bir şeyler katmak. Peki bu nasıl olabilir? Tabii ki “öğrenmek” ile. Bunu “bilmek” ile yapabilir miyiz? Tabii ki yapamayız. Neden yapamayacağımızı bilmek istiyor isek yapmamız gereken tek şey son yüzyılda kaybettiklerimize bir dönüp bakmaktır.

Tarihin sayılı büyük İmparatorluklarından, Osmanlı İmparatorluğu. “Bilmek” üzere kurgulanan gelişme beklentisi ve her şey bilindiği için mutlak değişmezlik, tarihin sayılı büyük imparatorluklarından olan bu devleti enkaz olmaya sürüklemiştir. Lakin “bilmek” eylemi serencamını göstermeden halk, Atatürk ve silah arkadaşları “öğrenmek” ve mutlak değişime inanç ile enkaz gerçekleşmeden bir toparlanmaya ve değişime gitmiştir.

Şimdi beynimize ve vicdanımıza sormamız gereken bir soru var. “Bilmek mi, “Öğrenmek” mi?

Artwork by: Honoré Daumier